23 Aralık 2012 Pazar

Sinem.

kökünden nefret eden dal, veremeyince başka meyve, tohumundan
ve çatlar gibi ayrılınca ikiye kabuk, tırnaklarından çok şey umar insan
büzülüp dizlerimle, ağzımla yoklayıp kemiklerimi
dışım bir tür felaketmiş gibi kapatıp ellerimle başımı
midye ve ben yüzyıllardır buradayız

yetişmek için tokmağa, yükselip parmak uçlarımda
olanca gücümle atılan çığlık ve içeriden gelen ses
inletirken sokağı, pencerelere üşüşen ahali
perde arkasından izlediyse olan ve biten her şeyi
dünyaya dahildir yaşanan, benim hikayemi anlatacak ağız
daha öğrenmediyse bir dil
uyanıp açılan musluk ve anlatılan rüya
gerçekleşmediyse henüz
ki kehaneti kadının kendi içine dönmekse
uzağa gitmek ülke sınırları dahilinde alınan bir kararsa
sinek kanatları da kanattır nihayetinde

açmıştı kilitli kapıları muhafızlar
vasfım yoktu ama daha inançlıydım kraldan
başımla işaret ettim, bırakın yaklaşsınlar
dedim: kendimi koruyacak kadar
uzaklaşmadım henüz insan soyundan

hızla erimeye başladı buzdağı

Sinem.

Çocukluk // Cesare Pavese

''...Başımızdan geçen her şey bizim için tükenmez bir hazinedir; onları ne zaman yeniden düşünsek, kapsamlarını genişletmiş, çağrışımlarını zenginleştirmiş, anlamlarını derinleştirmiş oluruz. Çocukluk dönemi sadece gerçekten yaşadığımız çocukluğumuz değil, yeniyetmelik ve olgunluk dönemlerimizin onunla ilgili izlenimleridir de. Hayatımızın en önemli dönemidir; çünkü bu konuda düşünce zincirleriyle en çok o dönem zenginleşmiştir..."

10:14 // ke

aşk saati:

birini sevdiğim zaman ismi sihirli hale dönüşüyor., bu çocukken de böyleydi., çocukken mümkündü bu., ve oluyordu.,

zamanı ileriye sarınca, ama taa bugüne, iki görüş belirdi., bu mümkün değil diyenler., bunun üzerine de aşka bir hastalık diyorlar., kazsan bunları; ya hissizlik ki nadirdir ya da altından bugün çıkar., bir bencillik ve acı çıkar., senin yaptığın ya da seni sevenin., 

ama yine sende bitmeliydi., 
sevmemişse., bu olabilir., 
ki., 
sevememişse kendine değil ona üzül bence.,
ihanete ise kahır bela.,

mümkün diyenler var., kısaca yazayım., büyüyünce büyümek aslında bu., büyükler anlar.,

kadim zamanlardan beri orası bir zirve diye bilinir., zirveye güç kazandıran, yani onu hissettiren şey bir uçurum., bir yar.,

düşmek mi., tabi ki düşmek var., düşüp çarpmak yok., ama sürekli düşmek var., bu düşüşü bir ölme biçimiyle sonlandıran da var.,
ama çarpmanın kendinden olduğunu anlayınca o düşüş havada uçmak gibi; küçük küçük manevralar yapabiliyorsun.,
sonsuz uzaklıkta mesafesiz sana dokunanı gözüne kestirip, gözlerini kapatıp, o tarafa çırpınıyorsun ufak ufak.,
o oysa., seni tutuyor., ve gözlerini açtığında o zirvede oluyorsun.,
bum! mucize bu.
(düşene kılavuz)

onun o olduğunu bilen birisi de., uçurumu görerek., temkinli bir mesafede durabilir., 

gözlerini kapatıp., durur., durur., 
zirvededir, ama haz yerine uçurumun kenarında korku hisseder., 
halbuki atlasa onu o tutacak., ve gözlerini açtığında.,
bum! mucize bu.
(durana kılavuz)

bu ben., bu sen olabilir.,., bile.,
(bilene kılavuz)
(bu bilimsel bir veri, mucize aramaya lüzum yok))

ke