İnsanlar, elden geldiğince daraltılmış bir ahlâklılık alanının sınırlarını aşmamalı, gönüllerinin istediğinini yapamamanın erdemine inanmalı. Ancak böyle sıkışmakla düşmanlarını, içlerindeki kurtları görüp tanırlar, onlara karşı gerçekten savaşırlar.
Bir temizlik gerek. Hareket'in ilk amacı bu. Bu temizlik yapılmadan başka işler, nasıl olsa, gerçekleştirilemez. Bu temizlik, herkesi şuna inandırabilmeli: İçimizdeki kötüler, bozuklar, düşmanlar, ne ölçüde, ne çapta temizlik yapılsa gene de kolay kolay tükenmez; gene de pusuya yatıp uyuştuğumuz, aldırışsızlık ettiğimiz bir anı beklerler. Ondan ötürüdür ki sürekli bir uyanıklık içinde bunların en küçük kımıltısını bile gözden kaçırmadan beklemeliyiz.
R.'nin, şehrin dışında, oraya girip çıkanlardan başka kimsenin bilmediği bir yer olması, oraya girip çıkanları aldatmamalıydı. Ayrıcalıklı yaratıklar sanıyorlar kendilerini. Üç dört olasılık düşünebiliyorum. Ama hepsi, onların, oraların bastırılmasıyla sonuçlanacak. Çıkacak patırtı da, Hareket'in her şeye el koymasına doğru atılmış en kesin adımla yatıştırılacak. Tarihi, onların sandığı gibi değil, bizim karar verdiğimiz, önceden yazdığımız biçimde gerçekleştireceğiz. Ama temizlik bitmeyecek.
Günün birinde bu temizliğin ucu bize dayanırsa, kendilerine hazırladığım temizlik karşısında ancak şaşkınlık gösterecek kadar vakit bulabilirler o temizlikçiler. Ancak o kadar vakit bulabilirler!
Bilge Karasu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilge Karasu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ocak 2013 Çarşamba
24 Aralık 2012 Pazartesi
İm // Köksal Erdenoğlu
(Oruç Hoca'ya yazdığım mektuptan alıntıdır)
...
YAŞAM (ki)’den,
Yaşamın, en temelde, bağımsız, kendine yeterli olmaya çalışmanın süreci olacak — doğumda, tam bağımlıydın; sonda, ölümde ise, —başarabilirsen— tam bağımsız olabileceksin. Ama, ikisinin (doğum ile ölümün) arasında, hep bir gelişme olacak yaşamın: bir ‘ilerleme’ değil; şu ya da bu yönde, bir gelişme… Kendine yeterli olma, bağımsız olma yönünde ise, gelişmen, hep, başka kişilerle kurduğun ilişkilerin içinden geçerek yürüdüğün bir yol olacak. Bağımsızlığın, bağımlılıklardan geçecek. Yaşamını, ancak bağımlılıkların içinde bağımsız kılabilirsin — ki, yaşamı özgürleştirmen, onu, sürekli, bir yerlere bağlayıp, sonra, o yerlerden koparabilmen olsun. Yaşam, kopmadan kurtulamaz — ama bağlanmadan da kopamaz. Yaşamında kurtuluş, hep, bağlanıp —kendini bağlayıp— sonra, hep, bağlarını koparman olacak…
De Ki İşte / Oruç Aruoba
Son dize de Ustanın Ustasının girişe yerleştirdiği bir alıntıdan, ben sona koyuyorum:
—simgenin karanlık anlamıyla yüklüydü o, gecede eğleşen,
düşlerde eğleşen herkes gibi de tehlikeli. Düşleri, her biri bir simge olan
kişiler, hayvanlar, bitkiler, nesneler şeneltir. Her biri güçlüdür bunların;
bunları üreten kişi, kendini simgenin yerine koyduğunda da, bu gizemli güçten
yararlanır. İmin gücü, düşün gücüdür……
Jean Genet (Miracle de “la Rose’) / Gece
/ Bilge Karasu
İşaret bir ilimse, iz, im, alamet, nişan, tuğra, mühür diye
gider; üzerinde düşününce aklıma bu geldi... derecelendirme bir düşün gücü
değil midir?
...
7.
Benim sihirlerim mi,
hayır, benim kadınlarımdaki ters anlatım sızacak o zaman; ne ise ne olsun
şimdilik; ilgimi çekti de; siz 48 doğumlusunuz, ben 72; bunu 24’e bölünce; 2’ye
1 bir oran var… Kendimi ilintilendirdiğimde bugünü imliyor olabilir. Bir
ustanın ve bir kalfanın halini;
24 Altın demek… Bu ya
sessizliktir; ya da az söz; bu söz öyle olmalı ki çoğa delalet etsin…
6.522 Dilegetirilemeyen vardır gene de. Bu kendisini gösterir, gizemli olandır o.
(…)
6.54 Benim tümcelerim şu yolla açımlayıcıdırlar ki, beni anlayan, sonunda bunların saçma olduklarını görür -onlarla-onlara tırmanarak- onların üstüne çıktığında. (Sanki üstüne tırmandıktan sonra merdiveni devirip yıkması gerekir.)
Bu tümceleri aşması gerekir, o zaman dünyayı doğru görür.
7. Üzerinde konuşulamayan konusunda susmalı.
Tractacus / Wittgenstein / Çev. Oruç Aruoba
Bu bir ufuk benim
için, ben ise –şu zamanda- konuşulması gereken yerde konuşmalıyım, son tümceden
felsefenin ya da düşünüşün, düşünmenin alanını çıkarsadım kendimce:
Ancak üzerinde
konuşulamayan konusunda susmalı.
Kendini genişletmeye
meyil eden bu mektupta haddimi aştıysam masumane bir haylazlık olarak mazur
görünüz lütfen;
ve sonlandırırken bir
mum yakıp, bir çaput bağlayayım gözlerimi kapatarak o sihirli ağaca; tekrar
görüşmek dileğiyle…
En içten sevgi ve
saygılarımla,
Köksal Erdenoğlu
Ankara
24 Aralık 2012
Etiketler:
Bilge Karasu,
Jean Genet,
Oruç Aruoba,
Wittgenstein
15 Aralık 2012 Cumartesi
Birey // Hegel
1. Çeviri
Kendini kuran bireyin devinimi .... gerçek dünyanın oluşumudur
2. Çeviri
Kendini kuran bireyin devinimi .... modern dünyanın oluşumudur.
Hegel
(Gece / Giriş - Bilge Karasu)
Kendini kuran bireyin devinimi .... gerçek dünyanın oluşumudur
2. Çeviri
Kendini kuran bireyin devinimi .... modern dünyanın oluşumudur.
Hegel
(Gece / Giriş - Bilge Karasu)
27 Ekim 2012 Cumartesi
Gece 19. // Bilge Karasu
19.
Adamların yerlerini bulmaları, almaları uzun sürmedi. Şimdi kıpırsıtız bekliyorlardı. Bir uçtan “Gündüz" diye bir ses çıktı bütün ağızlardan. Karşı uçtan, hep bir ağızdan “Gece” diye karşılık verildi. Bu sözler kafamı bir daha karıştırdı.
Sonra silahlar teker teker kalkmağa başladı.
Önümdeki ağaç gövdesi koyu kahverengiydi. Sırtımdaki giysi kurşun rengi. Yapraklar hışırdıyordu. Gökyüzü ile yeryüzü arasında hava cam duruluğundaydı. Sessiz, dumansız silahlardı bunların kullandığı. Ağır ağır, teker teker, adamlar yere düşüyordu. İki uçta da. İki yanın ölülüleri, arkadaki küçücük bir yapının damı üzerinde ışıklı, kocaman sayılarla belli ediliyordu.
Herkesin düşmesini beklemeden kaçtım oradan.
Adamların yerlerini bulmaları, almaları uzun sürmedi. Şimdi kıpırsıtız bekliyorlardı. Bir uçtan “Gündüz" diye bir ses çıktı bütün ağızlardan. Karşı uçtan, hep bir ağızdan “Gece” diye karşılık verildi. Bu sözler kafamı bir daha karıştırdı.
Sonra silahlar teker teker kalkmağa başladı.
Önümdeki ağaç gövdesi koyu kahverengiydi. Sırtımdaki giysi kurşun rengi. Yapraklar hışırdıyordu. Gökyüzü ile yeryüzü arasında hava cam duruluğundaydı. Sessiz, dumansız silahlardı bunların kullandığı. Ağır ağır, teker teker, adamlar yere düşüyordu. İki uçta da. İki yanın ölülüleri, arkadaki küçücük bir yapının damı üzerinde ışıklı, kocaman sayılarla belli ediliyordu.
Herkesin düşmesini beklemeden kaçtım oradan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)