31 Ekim 2012 Çarşamba

Gülün Adı // Umberto Eco

 William çok hoşnut görünüyordu. Elinde, en sonunda çözdüğü, Venantius’un parşömeni vardı. Birlikte saygısız kulakların erişemeyeceği hücresine gittik; bana okuduklarını çevirdi. Burç alfabesiyle yazılmış cümlelerin ardından (secretum finis Africae manus supra idolum age primum et septimum de quatuor), Yunanca metinde şunlar yazılıydı:
    Arıtıcı korkunç zehir…
    Düşmanı yok etmek için en iyi silah…
    Alçakgönüllü, aşağılık ve çirkin kimseleri kullan, onların kusurlarından tat al… Onlar ölmemeli… Soyluların ve güçlülerin evlerinde değil, köylülerin köylerinden, bol bol yiyip içtikten sonra… Bodur gövdeler, çarpık çurpuk yüzler.
    Kızoğlan kızlara saldırıyorlar, orospularla yatıyorlar, kötü değil, korkusuz.
    Farklı bir gerçek, gerçeğin farklı bir imgesi…
    Saygıdeğer incirler.
    Utanmaz taş düzlükte yuvarlanıyor… Gözler önünde.
    Kandırmalı; kandırırken şaşırtmalı; inanılanın tersini söylemeli, ama başka bir şey demek istemeli.
    Ağustosböcekleri topraktan şarkı söyleyecek onlara.

 Hepsi buydu. Kanımca çok azdı, hiçbir şey değildi; neredeyse bir delinin saçmalarını andırıyordu; bunu William’a söyledim.
 “Olabilir. Benim çevirimden ötürü kesinlikle daha da deli saçması gibi görünüyor. Yunancayı oldukça iyi bilirim. Gene de, Venantius’un ya da kitabın yazarının deli olduğunu varsaysak bile bu, bunca insanın önce kitabı saklamalarını, sonra da ortaya çıkarmalarını açıklamaz; hepsi de deli değil ya bu insanların…”

29 Ekim 2012 Pazartesi

O Feelozof // Like the Moon



burası feelozof., gülün adını hazırlamadan önce çıkılmış bir seyahat., 
benim için bir özeli var., bu ismi kullandıktan sonra google'da arayınca, ekşisözlükte oruç aruobaya yakıştırıldığını duydum., ustam bildiğim ve yakınında olmaya çalıştığım çok değerli bir insan., hakikati ve insan olduğumuzu az sözcükle dile getirmek., sadece bu kelimelerin yerinin değişmesi bile anlam doğuruyorsa; varoluşumuz potansiyel olarak zengin demek., 
ki .,
ve
hayatın çöllerinde kavrulanlar da vardır., ama hep vahalar da., 
ve.,
ki
çürüten bir aşkla aklını yitirenler de., o kadar çürük bir ruhtan şarap yapanlar da.,

http://feelozof.wordpress.com/

Response // Justine

"Her şey çevremizdeki sessizliği yorumlamamıza bağlı."

Lawrence Durrell /// Justine

Yazmak Üzerine // Ernest Hemingway


 

Ernest Hemingway: Yazmak Üzerine


•Kısa cümleler yaz. Her zaman kısa bir cümleyle başla. Dinamik bir dilin olsun. Pozitif ol, negatif olma.
•Kullandığın dil yaşadığın zamana ait olmalı, yoksa işe yaramaz.
•Sıfatların aşırı kullanımdan kaçı
n; özellikle de “harika, büyük, muhteşem, inanılmaz” gibi sıra dışı durumları söyleyenlerinden.

•Gerçekten yeteneği olan ve söylemek istediği şeyler hakkında samimiyetle hissettiklerini yazan hiç kimse bu kurallara uyarak kötü bir şey yazamaz.
•Yazabilmek için, ben ilk yazmaya başladığım otel odasındaki o eski yalnızlığımı getiririm hatırıma. Sen de herkese bir otelde kaldığını söyle ama gerçekte başka bir otelde kal. Nerede kaldığını keşfederlerse kırlara, doğaya taşın. Orayı da bulurlarsa gidecek başka bir yerin olsun hep. Bütün gün çalış, o kadar çalış ki, artık yapmayı göze alabileceğin tek şey günlük gazeteleri okumak olsun. Sonra bir şeyler ye, tenis oyna ya da hiçbir şey yapma, yahut yalnızca bağırsaklarını çalıştırmana yarayacak kadar yorulacağın bir işle uğraş ve ertesi gün yeniden yazmaya başla.
•Yazarlar tek başlarına çalışmak zorundadırlar. Yalnızca sonunda eserlerini bitirince kendilerini göstermeleri gerekir, yalnızca o zaman ama, daha fazla değil. Yoksa New Yorklu yazarlara dönerler. Bir şişenin içinde yaşayan solucanlar gibi, birbirleriyle ve şişeyle olan ilişkilerinden beslenmeye çalışırlar. O şişenin bazen artistik bir biçimi olur, bazen ekonomik, bazen dini bir biçime bürünür. Bir kere şişenin içine düştüler mi, artık hep orada kalırlar. Kendilerini şişenin dışında yalnız hissederler. Kendilerini yalnız hissetmeyi istemezler. İnandıkları şeylerde yalnız olmak onları korkutur…
•Bazen yazmak bana zor geldiğinde, ihtiyaç duyduğum cesareti bulmak için kendi kitaplarımı okurum ve o zaman onları yazmanın da bana hep zor, hatta bazen imkânsız geldiğini hatırlarım.
•Bir yazar, eğer gerçekten işe yarar bir yazarsa, betimlemez. İcat eder ya da kendisi kurar; kişisel veya kişisel olmayan bilgilerinden yola çıkarak yapar bunu.
 
________________________________________________
 
 
 

27 Ekim 2012 Cumartesi

Saatler/Geyikler // Lale Müldür


bazen ama bir insanla bir şey olur
kısa süren bir şey
iki geyiğin sıçrayıp havada öpüşmesi gibi
 

bazı insanlarla

yıllarca görüşsen de

bir şey olmaz.

Face Book // 676

karşındaki insanın söyledikleri hakkında hiç bir fikrin yok ise.. ve anlama kapasiten sığır..idrak problemleriyle dolu embesil bir hayat yaşamakta isen.. lütfen vereceğin ilk tepki "ne içtin sen hacı?" olmasın.. insanlar bir takım maddeler kullandığında beyinsizleşmiyorlar.. hatta çakralar açılıyor olabilir..anlamadıysan anlamadım de..utanma lütfen..özelden msj atabilirsin..bir insan mal ise içtikten sonra da aynı değnekliktedir.. ve bu durumda tam tersi de aynı idir..yine anlamadıysan çatıya çık ve "hallaç tanıdıklarım var ancak latince konuşmakta zorlanıyorum ulan" diyerek 3 metre lohusa şerbeti iç.. anca..

benlik // Oruç Aruoba

benlik, s. 12-13

[...] das Problem einer Weltbeschaffenheit ohne Rücksicht auf unserer wahrnehmenden seelischen Apparat [ist] eine leere Abstraktion, ohne praktisches Interesse.
Freud, Die Zukunft einer Illusion, X (1927)

[...] dünyanın nasıl bir yapısı olduğu sorunu, bizim algılayan ruhsal düzeneğimiz hesaba katılmaksızın, boş bir soyutlamadır, kılgısal bir önemi de yoktur.

Oruç Aruoba

özKan ceSur

Elinden tutup büyütelim
küçük dağları ve kırık ırmakları.

Özkan Mert

Bugün // Sinem Sal

bugün27ekim2012


yerleşik olan her şeyi yıkan sarsıntılara…

öte yandan buzlar eridi ve artık boğulma tehlikesi içindeyiz

öyle korkutucu ki bazen yabani hayvanların sesi doldururken içeriyi

pencereyi açsam ve biraz yardım etse dedim nefesime

oturup ağzıyla yutup en olmadık nesneleri, bana kendi gücünü gösteren

insan diye anılıyorsa her seferinde, arkamda bırakıp kaçmak istedim orduyu

yırtılmış balık ağlarından çektiğim her neyse, ona fazlaca inanmış olacağım

gördüğüm manzaraların içinden geçen bir kuş varmış, kaçırmışım

dibini yerin ve tepesini göğün görmeyen benmişim

çünkü dedi bana, kendi içine düşenin yoktur kurtulası

taş kasabalardan birinde öğüttüğümü ağzıma dayadım

belki inanç

belki sığınma

belki uyduruk tüm hikâyeler

doyursun diye karnımı, beslediğim kuşlara öğrettim kurt taşımayı

yani yuvalamak için kendime aradığım yeri bulamadığımdan olsa

neyin yapısından çıkaracaksam o evin harcını, uzağa da baktım

yakına da, ki tutmadı bir yerde bağları elime aldıklarımın

incelmiş olanı rüzgâr da yarar ikiye, benim marifetim unutmakta

sırtlarında açmış tuhaf ve iri çiçeklerle geldiklerinde

ben çok şey umdum onlardan ve  ısırarak tepeleri

ağzımla tırmandığım yokuşlardan, dönerek indim

çünkü gördüm yükseğini yerin, duymadı kulaklarım

beni taşa dönüşmekten alıkoyan rüyanın peşine

düştüğümden olsa gerek, görmedi gözüm başka bir şey

kızgın bir demire doğrulttuğum derim büzüşünce anladım

bileğimin üstüne ısırdığım saat çok geçmeden zehirledi beni

sonra bir kıyıya indirdiğim kayığı itince tüm gücümle suya

parçalandı.

Gece 19. // Bilge Karasu

19.
Adamların yerlerini bulmaları, almaları uzun sürmedi. Şimdi kıpırsıtız bekliyorlardı. Bir uçtan “Gündüz" diye bir ses çıktı bütün ağızlardan. Karşı uçtan, hep bir ağızdan “Gece” diye karşılık verildi. Bu sözler kafamı bir daha karıştırdı.
Sonra silahlar teker teker kalkmağa başladı.
Önümdeki ağaç gövdesi koyu kahverengiydi. Sırtımdaki giysi kurşun rengi. Yapraklar hışırdıyordu. Gökyüzü ile yeryüzü arasında hava cam duruluğundaydı. Sessiz, dumansız silahlardı bunların kullandığı. Ağır ağır, teker teker, adamlar yere düşüyordu. İki uçta da. İki yanın ölülüleri, arkadaki küçücük bir yapının damı üzerinde ışıklı, kocaman sayılarla belli ediliyordu.
Herkesin düşmesini beklemeden kaçtım oradan.

Just // ke

do'ya, to do'ya hevesliyim, hesabımı gördüm küstah hayatla, her türlü melaneti kıvırmayı öğrendim., 
ya sen.,

önümüz açık artık., do then be then do then be or not to be then do...,.,

Kökler // Osman Konuk

''Şiirin sadece bir ‘söz sanatı' olarak bilindiği modernlik öncesi dönemlerde şiir daha çok ‘sözel teknoloji' hüneriyle sınırlıydı. Burada modern şiirin modernizmle tersinden bir ilişkisi olduğunu belirtmek gerek. Modern sanat ve modern şiir, modernizasyon süreçlerinin ürünü olmakla birlikte, bu süreçlerle açıklanamayacak bir ‘modernite sapması'dır. (...) Modern edebiyat (modern şiir) modern teknolojiye karşı ve ona ‘rağmen' doğmuştur. Özürlü oluşa, parçalanışa, seküler teolojiye, hafıza yitimine, metalaşmaya, değersizleştirilmeye ve insanın ve tarihin reddine bir itiraz. Şiir insanı ne daha akıllı, ne daha erdemli, ne daha özgür yapıyor; hakikat bilgisi de değil bulduğunuz. Sadece insanı kendi biricik tabiatından haberdar ediyor. Daha insan. Olmazsa olmaz değil; ama eksikliği ancak bilindiğinde anlaşılan bir ihtiyaç. İnsanı aslına tamamlayan bir uğraş. Bunu da 'dil denen mucize' aracılığıyla yapıyor. Kelimelerde ve kelime dizilerinde öylece uyuyan, bekleyen sonsuz sayı ve nitelikte anlamları, tatları, sırları, ışıkları, karanlıkları... Dili basit bir bildirişim aracı olmaktan çıkaran niteliği yani.

 
 
Kökler, Osman Konuk, Ekim-Kasım-Aralık 2003

Filter 69


. . . . . . . . . . . . . .
-- --
. . . . . . . . . . . . . .


868 // kabe

Benim hamd eden, benim şükreden, benim zikreden.
Benim aç olan, benim kaybolan, benim çıplak olan.
Altı haslet saydım; bunların yarısına ben kefilim Ey Hakim!
Diğer yarısına da sen kefil ol!
Senden başkasına hamd etmem, cehennem alevine dalmamdır.
Öyleyse biçare kullarını ateşe düşmekten koru.
 

İbrahim Ennari // Mekke / 868

I. O Fortuna / 67





bir bilgisayar bene karşı duramaz, o hesaplarken ben sıkılırım, diyelim yendi hadi, ama bunu yapamaz, sonra ruhunun sesini yuvarlayıp sona, soldan sağa, sağdan sola yazamaz, soldan sağa, sağdan sola bunalamaz, sallanmaz o, bunalmamada da sallanamaz., dans etmez.. bir android bundan utanır..

senin muharebe alanına nasıl inebilir dijital, düşün şimdi, çocukken de bu olurdu, küçük askerler vardı, h
avan vardı,, ve koyardın, ve orada kalırdı, bingir büngür hareket ettirip savaştırsan da, durduklarında vardı onlar; işte bu post; post it; düşün, ben bir sürü sallanan tahta at yerleştiriyorum bu alana., sen bu., ben bu.. ama bu postta bu var.. tabi ben uca götürüyorum.. sınıra.. arasıra., akıl kısmı öznenin mühim olması elbet, taş kadar mühim olması., ve 2 başladığında.. biz, çok..

// sallanan tahta atla yarışıyor mesela looser., ve kaplumbağa onu geçiyor.. bir incelik var.. looser finishin yarım metre berisinde., buraya koymuş tanrı onu.. kaplumbağa onu geçiyor., ama bir takla pahasına, belki de 5 ileri bir geriyle., istese yani., bir de bu insan., kaplumbağa yanındaki.. fark var..

loosing what., if you forget, remember; or das everything fine?

bir adım atıp kaybeden, kaybettiğini arayabilir, arayan oldu bu, ve bulmak olmaz da eren olabilir, bu default olabilir., 

pirler, ustalar, üstadlar var., member! repaired!

25 Ekim 2012 Perşembe

Yol // ka

yolum hak, kılavuzum hadis iken.,.,

(introduction to orient)))

hak: hüda, toprak, hakikât, adalet
hadis: hadisenin özü, hadisenin sözü, ehl-i beyit, hikmet, ilim

Şair // Ahmet Haşim


Ahmet Haşim'e göre;

"şair ne bir hakikat habercisi, ne bir belagatli insan, ne de bir vaz-ı kanundur. Şairin lisanı nesir gibi anlaşılmak için değil, fakat duyulmak üzere vücut bulmuş, musiki ile söz arasında, sözden ziyade musikiye yakın, mutavassıt* bir lisandır. (...) Her şeyden evvel şunu itiraf edelim ki, şiirde manâdan ne kastedildiğini bilmiyoruz. Fikir dedikleri bayağı mütalâlar yığını mı, hikâye mi, mazmun**mu? (...) Şiir için bunları elzem addedenler şiiri, tarih, felsefe, nutuk, belâgat, gibi bir sürü 'söz' sanatlarıyla karıştıranlar ve onu asıl çehre ve alâiminde***  seçip tanımayanlardır..."

*    Aracı
**   Divan edebiyatında bazı kavramları dolaylı anlatmak için kullanılan nükteli ve sanatlı söz.
*** İzler. İşaretler, deliller, alamet


Kaynak: Asım Bezirci, "Ahmet Haşim, yaşamı, kişiliği, sanatı, seçme şiirleri", İnkılap Kitabevi, 5. Basım, İstanbul 1986, s. 82-83

ithaf: öpücüke...

hayatın iki türlü de öğreten bir öpücükle öpmediği bir insan var mı., 
rüzgarla dansetmeyen bir ot kalmamışken.,

Kutsal Arkeoloji // ke

babalık romada da filizlenmişti, ama romalılar ilk dört çocuklarına ad koyar, diğerlerine beşinci, altıncı, yedinci vd. derdi.,

isa sanırım insanlığa babalık bağını hediye etti., 
doğal bir bağ değildir., kültürel bir bağdır doğası icabı falan., kadın xx., erkek xy bu bağda falan., 
bunu ben yazabilirdim sanki., erdenoğlu soyadım., bakireoğlu., 
ve erkek aldım, kabul ettim dedi.,

ke

öteki tepe // ke

o tepeye çıktı, 
ne yapacağım bu tebaaya dedi,
ve aralarına indi.,

rivayete göre o tepe hiç yalnız kalmamıştır.,.,

Adab // Mansur

http://www.youtube.com/watch?v=yWE3s9zSorg

adab.

Irmak // ke

bir ırmak vardı, içinden ateş akardı., 
su içinden ateş akardı.,

olur mu böyle şey diyen de vardı, 
olmaz mı diyen de vardı.,.,

24 Ekim 2012 Çarşamba

Minnet Eylemem // Nesimi / Ahmet Aslan

Minnet Eylemem

Har içinde biten gonca güle minnet eylemem

Arabi farisi bilmem dile minnet eylemem
Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
İblisin talim ettiği yola minnet eylemem


Bir acayip derde düştüm herkes gider kârına
Bugün buldum bugün yerim hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
Rızkımı veren hüdadır kula minnet eylemem

Oy nesimi can nesimi ol gani mihman iken

Yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
Cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem

Nesimi
 
seslendiren, Hakkıyla seslendiren Ahmet Aslan'a: respect. eyvallah.

::harbiden güzel şey::

insanın başı eğilince ama dudaklarında tebessüm olunca // ya da içinde kor // kül içinde kalmış bir tebessüm doğunca ama // bu güzel bi şey, harbiden güzel bixey.,.,
 
ben bir daha nasıl seveceğim dedi, sevemem, bu Ondan mıdır dedi..
 
sustu; bu Ondandır deyu..
 
ke-  

Re // Lokman Kurucu

suları arala
çakıl taşlarının arasından seç beni
beni denizime geri ver aşk
içimdeki sesler yorsun beni

l.kurucu

21 Ekim 2012 Pazar

a norm // ke

diyelim ki bir bilim adamı, bilim insanı bir tersoluk yapacak., 
yapmıyor çünkü ve şunu diyor., 
e o zaman benim anamı zükerler., e haklılar., 
ilk e şıkkı bilinç/sorumluluk olup, ikinci e şıkkı etiktir.,

o ahlaksız da hukuktur, yasadır.,.,

19 Ekim 2012 Cuma

mutant xy / ke

Bazen bütün güzel bulduğum kadınlar benim olsun istiyorum., 
erkek olduğumdan biliyorum., xx değilim., xy'yim., bir mutantım., 
ancak bir tanesiyle ancak başa çıkılabiliyor., bunu da gayet iyi biliyorum.,
(ancak = x) .):))

Çakmak // ka

lafla peynir gemisi yürümez., yalan., boş lafla peynir gemisi yürümez., kaptan şunu yap, bunu yap der., o kadar.,

niye iyi yazıyorum., nietzsche gibi., yanıt vermenin zamanı geldi., 
çünkü asiyim., 
ve çünkü itaatkarım., aklımın ve yüreğimin onayladığı şeye itaat ediyorum., 

bir kişiye itaat edilmez., o itaat edilecek bir hakikat taşıyorsa o hakikate itaat edilir.,.,

-- --

tabiki konu çakmak çakmak, tutuşturmasa bile bir sihirle çakan şey., konu hakiki., haki/m.,

gerçekte ise., bir kişi sevilir.,.,

(.(.(

Lugât-it Türk // ke

benim iki lugâtım vardır., biri gökyüzünden., biri yeryüzünden.,

bir kurdum ben., saatlerce avını kovalar ve haklamasını da bilir.,

yeryüzü lugâtı dedim.,
çakallara da saygım var.,
onlar avını bekler., müthiş bir sabırla bekler., av kendini hediye gibi sunana dek.,.,

Mut // ke

istesem kolay yoldan mutluluğu elde edebilirdim., nasıl desem., belki şanslıyım diğerlerine göre., ama işte bu yüzden., tam bu yüzden., seni seçtim., 
kendimi değil, insanın asaletini taşımam gerek., şanslı biri taşıyabilir bunu., şanssız birine sen de şans dile.,

acıtabildin beni, istesen mutsuz da edersin., ama mutluluğum sadece sende değil., anla beni., 
acıyı tattıktan sonra., çok çok önce ve çok çok uzunca., bir yerlerde acı çeken birileri olduğunu düşününce., içi boş balon gibi mutluluktan uçamıyorum havalarda., kendime de dürüst olmam gerek., 
bu acıları taşıyabilmem için, mutluluk da tatmam gerek., acımı taşıyana ben de mutu dilerim.,.,

300 gram // ke

atilla ilhanın dile pelesenk olan bir deyişi vardır:
ne kadınlar sevdim zaten yoktular.,
biraz kurcalasan çok kadın yok kadına çıkar ucu.,
bir kıyastır özünde., mukayesedir., 
aması kadını kadınla, daha aması erkeği erkekle mukayesedir.,
fakat kör.,.,

sevdiğini var edemeyen yok hükmünde değil midir.,
kim tartar sevdiğini, hangi tartıyla.,

bunu yapan uzak dursun senden zaten.,
kullandığı bir ağırlık ölçüsü değil zira.,
bir hafiflik ölçüsüdür.,

Sunak // ke

ne ekersen onu biçersin dedim.,
ben biçmem, ekerim dedi.,
kibirlisin dedim.,
tanrıların sunağına eli boş gidilmez.,.,

Over // ka

ka: cennette ne verilecek bana?
el-ilah: karşılık beklemeden verdiğin şeyler.

Mega // Himani

bir ara dertlenmiştim., 
değerimi bilmediler., 
di.,
ben kendi değerimi bildim.,
mi.,
bunu bana kimse veremez.,
bunu benden kimse alamaz.,.,

Afrodit // Isabel Allende

"Bana bin öpücük ver, sonra bin tane daha, sonra yüz tane, sonra bin tane, daha sonra yüz tane daha; sonunda, pek çok binleri bir araya getirdiğimizde, sayısını bilemeyelim ve birbirimize onca öpücük verdiğimizi öğrendiklerinde kıskanç kişilerin bize nazarı değmesin diye, tuttuğumuz hesabı karıştıralım."
 

Afrodit __Isabel Allende

17 Ekim 2012 Çarşamba

Das Kant

 


“Happiness is not an ideal of reason, but of imagination.”

Immanuel Kant - 1724 – 1804
— —
— —

22::11..10., / yumuşak g / 88888888 / seven / 06 / V / ++ / ü / : / . / , / -1 ///

Vakit Belki Ölüm // Kemal Taştekin

Vakit Belki Ölüm

bir kalabalığa sürüklenir gibi
vurdum kendimi o yola
(zaman: gece yarısı)
(mekân: bilinen ana cadde)
ölmek bir defa olur
sabaha yakın bir zamanda
işçiler henüz uyanmamıştır (mekân: önemli değil)
ama sen ol yanımda

ne güneş, ne su ne de ekmek
bir de `hazin hazin ağlar gönül`

ah istemez miydim
güneşin bol
ölmenin kıt olduğu
bir ahir zamanda
hem senin de çok olduğun
ama vurdum kendimi o yola

o halde
ilke bir: asla geriye dönme
ilke iki: yaşamayı öğren
soru: bu saksıların içinde ne büyür ki?

Kemal Taştekin

Bir Şey Unuttum // Şükûfe Nihal Başar

Bir Şey Unuttum

Yolum uzundu biraz, kayalıklar çetindi;
Sona yaklaşınca da gün bitti, akşam indi;
Dediler: “Pek boş yere değil verdiğin emek,
Eriştin demek!…”

Hazırlık da bir büyük savaş bu yolculukta.. .
Nu uçurumlar aşmak gerekmiş bir solukta!…
Bir cılız su başı da bulsam şimdi tasam yok;

Dayandığım kayaya değemez ateş ve ok!…

Yalnız,
Gönlümde bir acı var, adını bulamadım;
Kırık gibi kanadım!
Bir şey mi kaybettim, ne? Ellerim bomboş gibi.. .
Bir yakuttan kadeh ki varlık çatlamış gibi .. .

Ses mi, çiçek mi desem;
Işık mı, renk mi desem;
Sanki, geçtiğim yolda bir şey unuttum!…

Şükûfe Nihal Başar

Deli // Halil Cibran


“Tanrıların doğumundan oldukça önceydi. Derin bir uykudan uyandığımda maskelerimin, benim şekil verip yedi yıldan beri taşımakta olduğum yedi maskenin çalınmış olduğunu gördüm… 

Kutsa! Beni maskelerimden sıyırmış olan hırsızları bile kutsa Tanrım.”

Kut // Oruç Aruoba

Kut // O.A.
 

71. Kut, özendir.
72. Kut, huzur içinde uyuduğunu görebildiğin yüzdedir. (Aslında öyle olmadığını b i l i r s i n; ama öyle olsun i s t e r s i n- öyle de g ö r ü r s ü n)
73. Kut, dilektir:-
"Lütfen bu gece üşümesin__"
"Lütfen bu gece acılanmasın__"
"Lütfen bu gece rahat uyusun__ __"
74. Kut, gidip, serin elle dokunmak istediğin / yangılı alındadır.
75. Kut, yavaşça dokunmayı, tutmayı, ellemeyi istediğindir- ulaşamadan / dokunamadığın, tutamadığın, elleyemediğin...

My Promises // My Room


the Fall

kesin kadar olması gökyüzünde, Yıldızların

C // Ka

Sixth Element: LIFE! .))

Gezegen Sûresi // Sinem Sal




Başımıza kağıttan taçlar getirdiler. Önlerimizde eğildiler.
Önlerimize eğildiklerinde, yükseldiğimizi sandık.
Dedik: “Kavmin başına gelen, bizim başımızadır” Dediler: “Kavmin başına gelen, bizim başımızadır.”
Dedik: “Biz yürüdüğümüz yolları unuttuk.” Dediler: “Biz yürüdüğümüz yolları unuttuk.”

Dedik: “İçinizde kalp sahibi biri varsa bizden değildir artık.” Dediler: “İçimizde kalp sahibi biri yoktur.”

Eğildiler.
Gezegen dönmeye başladı.

16 Ekim 2012 Salı

Sabah // Gece

şiirde ağdalanmazsa var böyle zamanlar., 
geceyi sen geçe., geceyi ben geçe., geceyi en geçe., // en geç., sen geç., beni bile geç.,

Mavi // Vikipedi

Mavi, 3 ana renkten biri. Genellikle 440-490 nm arasındaki dalga boyları mavi kabul edilir. RGB renk düzeninin üç ana renginden en kısa dalgaboylu olanıdır. HSV renklendirmesine göre karşıt rengi sarıdır. RYB renklendirmesine göre ise karşıt rengi turuncudur. Kökeni Arapça'daki mai kelimesidir.
Arapça "ma" su anlamına gelmektedir. Mavi sözcüğü Arapça "su gibi" anlamına gelen Ma'i sözcüğünden Türkçe'ye geçmiştir. Kaşgarlı Mahmut'un 1073 yılında Araplara Türkçe öğretmek için yazdığı sözlük olan Divân-ı Lügati't-Türk adlı yapıtında çaqır (çakır) ve gök (kök) sözcükleri mavi anlamında kullanılır. Bu sözcükler günümüzde de zaman zaman mavi anlamında kullanılır


Doğada

Göğün ve denizin rengi mavidir. Gökyüzü, Güneş ışığının Rayleigh dağılımına uğraması sonucu mavi gözükür. Suyun mavi gözükmesi ise suyun kırmızı civarındaki dalgaboylarını soğurması sebebiyledir.
 
Psikolojide

Psikolojide mavi mutluluğu temsil eder.

Müzikte

Blues (maviler) bir tür müzik türüdür. Siyahi Amerikalıların çıkardığı bu müzik türüne maviler isminin verilmesinin sebebi, şarkıların üzüntüyü ifade etmesindendir.
//  demek ki hür olana mutluluk, köle olana üzüntü.. bu anlaşılır bişey.. //


Çeşitli kültürlerde mavi

Azurro, İtalya'nın ulusal rengidir. Açık mavi bir rengi vardır.
 
Mavi, Hindistan'ın ulusal spor rengidir. Laikliği temsil eder
 
Mavi rengi, çevresi okyanusla veya denizle çevrili ülkelerin bayraklarında kullanılır (örn. Avusturalya).
 
Mavi, beyaz ile birlikte Somali, İskoçya, Finlandiya, Guatemala, Honduras, Yunanistan, İsrail, Nikaragua gibi ülkelerin ve Birleşmiş Milletler'in bayraklarında barışı temsil etmek amacıyla kullanılır.
Mavi, sarı ile birlikte İsveç, Kazakistan, Ukrayna, ve Barbados ülkelerinin, yeşil ile birlikte Brezilya'nın, kırmızı ile birlikte Kolombiya, Venezuela, Ekvador, Çad, Romanya, ve Moldova ülkelerinin bayraklarında kullanılır.

Türkler genellikle bayraklarında mavi ve mavinin tonlarını kullanmışlardır. Göktürk bayrağı, Gagavuz bayrağı, Azerbaycan bayrağı, Kazakistan bayrağı, Doğu Türkistan bayrağı, Irak Türkmenleri (Türkmeneli) bayrağı, Hazar Devleti bayrağı, Büyük Selçuklu Devleti bayrağı, Karamanoğulları bayrağı, Akkoyunlular bayrağı, Kazak Hanlığı bayrağı, Türkistan Milli Devleti bayrağı İdil Ural Devleti, Altay, Balkar, Başkurdistan, Karaçay, Kalpakistan, Taymir, Tuva, Yakutistan gibi tarihi ve çağdaş Türk devletlerinin bayraklarında mavi ve mavinin değişik tonlarının olduğu görülmektedir.
Yahudilik'te mavi; mavi gök ve denizin rengi olduğundan tanrısallık vasfını simgeler.
vikipedi///

Mavi // Edip Cansever




-- --

Bir renk değildir mavi,
Huydur bende ...

Edip Cansever

O Mavilik Derdi // Edip Cansever

O Mavilik Derdi – Edip Cansever

Beni uykudan uyandırır uyandırmaz
dünyanın bütün huyları yüzünde
ben bunlardan birini seviyorum en çok
sana bir nar kesip uzatıyor ya doğa
tutsam tanelerini
sevincin gözyaşları derdim buna.

Bir süre bakışıyoruz karşılıklı

ben uykudan uyanır uyanmaz
benimle şiir gibidir bu
tam karşımda ama yazılmamış
durmadan bileniyor aklımda.

Seni unutarak baktığımda bile
dünyanın her yerlerinden geçiyorsun
yayılıyorsun kalabalıklara
yalnız yayılmak mı
aşkın en büyüğü, en dayanılmazı demeli buna.

Özlenirsin, alabildiğine varsın da
daha da var oluyorsun günden güne
olgun bir meyva gibi güleceksin zamanla
bir kadın da değilsin, bir kişi de değilsin
bir kuş olsa mavilik derdi buna.

ay 390.

mavi // beyaz



mavi-beyaz., barış., iki k/açık; iki günahkar mı getirecek dünyaya barışı., ad takınsalar renklerini; bunlar kabeye varmış, arınmış denir.,.,

k/açıklık mı getirecek dünyaya barışı; kapalılık mı;
//açık olduğuna göre kaçık bunun içine düşer; buna tabi dediler açıkça; açıksan buna tabi denir//
sağa sola döndürmeden bir düz baksana., evim niye kilitli.,.,

ne masumuz., ne masum değiliz., kafamız karışık.,.,

33 // cc

bir postmetafizik hikaye., 
postgerçek., 
y(ıa)l(ıa)n., gem., gerçek.,

aslında iki dallı., ve budaklı.,

fight clubdan jesusla judasın aynı insan olduğunu yazdıktan sonra., o ara babam kaçak bir sigara getirdi bana., J&J., ama bu şöyledir: jesus judası görünce ona sarılmalı., çünkü judas jesus., bir insan., jesus özellikle ona sarılmalı bu durumda., o mesih., o superstar.,

gelelim budağa., ar diye bir kitap daha derledim., politik bir ar., nr., özgürlük bir ar meselesi sonuçta., bölümün başına judastan ve caesar'dan iki cümle koymuştum.,

judas: i can see where we are.,

ve sezar: my time is almost true.,

aslında iki star var burada., caesar ve christ., ve bu çarmıh anı., tarihini de atmıştım., ms 33.,

sonra., now.,
ama: i can see where we are., ama: my time is almost true., tarihini değiştirdim: 0033.,
from the future., from the past.,

on dakika sonra bilgisayar kilitlendi: 00:33..

sezarın hakkı sezara, isanın hakkı isaya: bu tek bir insan., 
66; bir kadın ve bir erkek., 
99; bir kadın, bir erkek ve bir tanrı., anladığın biçimde ve usûlde kutsal ol/anın.,

sezar isayı çarmıha çakamadı., güneşe., bu mümkün., bu mümkün değil.,
o 4 çivi; caarmıh tarihe çakıldı., 4 çivi çakarak onu isteyen her yüreğe çizebilirsin.,.,

ikibin yılından mı istiyorsun., aklıma bu düştü., yoldaydım., ben bu muyum., ben kimim., elimdekine baktım., en yakınıma., coca cola., yani., 330 ml.,.,

gördün mü i post the post: coca cola., cana can katar.,.,

ve photoshot: plakalar halinde., izmirde: küçük bir mezhebin biraz saklı ama ilgimi çeken, bahçesini bir tavaf ettiğim küçük bir kilisesinin önünde, alsancakta, bir elçilik arabası., yeşil., 35 CC // cc.,

o bahçede bundan daha fazla bende yer eden ise., ayrıntıda: bir ağaçtaki beyaz çiçekler., odakta: yanındaki ağaç; esas ağaç., boynumu kaldırdığımda onca yeşil arasında muhteşem tek bir beyaz.,.,

e=mc2., but., // vuhuu.,

e=mc2., but., vuhuu.,
bir muma bak, bir ampüle, bir güneşe, öyle olmuyor ama işte.,.,

Kırk // Fiyodor Mihayloviç Dostoyevski



Kırk – Fiyodor Mihayloviç Dostoyevski

Ben yalnızca ters bir insan değilim; hatta nasıl biri olduğum da belli değil: Ne tersim, ne uysalım, ne alçağım, ne onurlu, ne kahraman, ne de kaçık! Kendi köşemde, akıllı insanların ciddi bir başarıya ulaşamayacağı, iş tutanların, başarıya ulaşanların ise yalnızca aptallar oldukları gibi, kin dolu, boş bir avuntuyla, günlerimi doldurup gidiyorum işte. Evet, on dokuzuncu yüzyıl insanının her şeyden önce karaktersiz olması gerekir, böyle olmak zorundadır. Karakterli olan insan ise her şeyden önce dar kafalıdır. Bu, kırk yıllık denemelerimden sonra vardığım sonuç. Ben şimdi kırk yaşımdayım. İşte kırk yıl, benim yaşamım bu! Yaşlılığın derinliği bu!

ay 240.

40 // ke

40: Meşe odunundan yapılmış mangal kömürü. Ou Ye!
ke-

 

15 Ekim 2012 Pazartesi

Sev-ebilmek // ke

Sev-ebilmek
I am a human-being,
here:
kendini doğurup, kendini yiyen bir miti, meddi ve ceziri tattıran bir tanrıçayı, bir aynayı, bir tanığı, gecene gözkulak olan o sırdaş dostu; Ayı sevebilmek,,,
(kafadan girdim, başım göğe çevriliyken, ama daha sade yazacağım, ruhumuza küçük küçük raptiyeler çakacağım, o raptiyelerle çizeceğim deseni,
imgelerin diliyle konuşan bir şair gibi değil de, bir aziz gibi konuşacağım daha çok, doğru, dosdoğru)

güneşi yani Şemsi sevebilmek, Mevlanayı: Şemssizliği de, bulutları ve yağmuru ve karı da,,,

bir dudak, bir göz, bir ten, bir kalp olan, o narin terennümü, kadını sevebilmek, kokusuyla bile sarhoş edebilen aşkını sevebilmek,,,

sevişmeyi sevebilmek,,,

tanrının sesi olduğunu bildiğim, -belki de bir tek bunu tam olarak biliyorumdur,-,
keyif ve haz pınarı, vecdin anahtarı, insanı “iç”lendiren, bedenine raksın ateşini
sokan müziği sevebilmek,,,
—(insan sevdiği şeye karşı ilgi duyar, merak besler, 12 nota sistemi mesela, katı bir matematiktir, iki oktav arasındaki dalga boyu uzunluğu tam iki katı artmaktadır ve bu tam onikiye bölünmüştür,,,
layıkıyla enstrüman çalmak, ölüyü diriltmek, onu konuşturmaktır;
tanrı benim için bir enstrüman, intihar mı ettiği yoksa bir cinayete mi kurban gittiği belli olmayan o meftayı,
((müslümanlar kızmasın ama bence mumyası hala Kabe’de ihtişamla yatıyor, hem belki de sadece O var, hem belki de Ben yokum!))
önce diriltiyorum, sonra konuşturuyorum)—


kutlarım diyebildiğiniz ama kıyasıya da eleştirdiğiniz bir tanrıyı sevebilmek,,,
(tanrı: dört tane gözüm, altıtane kolum, iki tane aklım var, ben: doğrudur, tanrı: ama bütün numaram bu değil, ben: doğrudur,,,)

evreni sevebilmek, o devasa (gerçekten devasa) ateştoplarını, ışığın hızını, evren kendi kendine bu hale gelmişse bu da bir mucize diyen evrimi sevebilmek,,,

çiçekleri sevebilmek, çiçeklerin de teni vardır, gül hele,,,
dikenleri sevebilmek, hele gülün dikeni, o diken, o ince keskin diliyle bize hayatın en anlamlı uyarısını yapmaz mı, beni sev, ama dalımdan koparma,,,

tebessümü ve kahkahayı sevebilmek,,,

gerçek bir iyiliği, aydınlık bir doğruluğu, öğretici bir kötülüğü sevebilmek,,,

gururu ve onuru sevebilmek,,,

cesurluğu, uçurumları ve girdapları sevebilmek,,,

edebi ve edepsizliği sevebilmek,,,

kendini sevebilmek,,,
ötekini, yabancıyı sevebilmek,,,
yapamayanları ve yapanları sevebilmek,,,

ezilen, insan; İnsaN, diyebilen bir politik şiarı sevebilmek,,,

sokakları ve caddeleri, şehirin damarlarını sevebilmek,,,
evini, yurdunu sevebilmek,,,

ağaçları, kökleri ve dalları sevebilmek,,,

güveni ve belirsizliği sevebilmek, düzeni ve kaosu, kesinliği ve ihtimalleri,,,

o binbir gözlü tarihi, onun ovasında çiçek açmış kültürleri, medeniyetleri sevebilmek, imparatorları, dervişleri,
ve entellektüelleri,,,

ilkelliği sevebilmek,,,

dünyayı sevebilmek,
onu tükettiğimiz gerçeğinin canımı yakmasını sevebilmek,
insanın kimi hallerine içimin kalkmasını
sevebilmek,,,

çıkmaz sokağa, bu bir çıkmaz sokak dediğin anı sevebilmek,,,

limon sarısını, nar çiçeği kırmızısını, denizin mavilerini, sütlü kahve rengini, renkleri sevebilmek,,,

doktorları ve öğretmenleri, aileni ve dostlarını sevebilmek,,,

peki diyebilen insanları sevebilmek,,,

parfümleri ve ayakkabıları; kotu sevebilmek,,,

karidesi ve tekiri,
mantıyı ve pizzayı,
rakıyı ve birayı sevebilmek,,,

sırları ve esrarları sevebilmek,,,

genetiği ve fotonları biliyoruz, bunu sevebilmek,,,

şansı ve şanssızlığı, huzuru ve huzursuzluğu, mutluluğu ve mutsuzluğu, yazgıyı sevebilmek,,,

çocukları ve yaşlıları ve kuzuları sevebilmek,,,

akıllıları ve delileri sevebilmek,,,

bilgeleri, şairleri, aşıkları
(-onların sözcüklerini, kendi(nin-işte bu nin suresi-) sözcüklerini-) sevebilmek,,,

ırmakları ve kuşları, incileri, taşları, eksikliğimden dilime varmayan binbir envai şeyi sevebilmek, eksikliğimi ve tamlığımı sevebilmek,,,

hayatı(nı-nı suresi-)
ve
ölümü(nü-nü suresi-) sevebilmek,,,

are you there?
ke

///31-12-2010///

Sevmiyorum // Kali Rind

Sevmiyorum
1
SEV SEV SEV diyorlar…
Sevgi bir buyruk değildir! Kendime dönüp, kendimi görmektir, bilmektir…
o yüzden samimiyetimdir kendime, itirafımdır, temennimdir, o yüzden…

2
Sevmiyorum kaypak insanları, ağzımdan dökülen karanfil yapraklarına ağzı açık bakanları mesela… Sonra aynılarının kirli sözcüklerimden tiksinen yüzlerini sevmiyorum. Gül dediğimde dikenlerimi görmeden gelenleri, dikenlerimi gösterdiğimde dökülenleri mesela…
Sevmiyorum rahle-i tedrisatlarında, suni beşer hafızasında otuz birlerinden yenilmez çıkanları, kirliliği kendi dışlarında tasavvur edip ak olanları, edepli olanları…
Dibe batanları sevmeyen grostonluk ticaret gemilerini sevmediğim gibi… Denizaltıların dibe çekici maharetini lanetleyenleri ki o denizaltılarını üreten bütün malzemeleri, sırf ticaret olsun diye su üstünden taşıyıp dururlarken…
Çöllerde hiç dolanmamak, hiç kaybolmamak düşüncesiyle beslenen ince fikirleri, evlerinden dışarı çıkmayanları, kendi suni vahalarında cennet rüyalarına, hülyalarına yatanları…
Sevmiyorum, bir kadının peygamberine hasretle dokunuşunu gören edep dillerinin “ bu edepsizliktir” diye sayıklayan edipsizliklerini, dipsizliklerini, ‘o orospu değil midir’ diye başlayan cümlelerini mesela…
‘Şu sevgisizliğim onlarda yeşermesini beklediğim sevgi içindi’ diyen kendimi, ara sıra sevmediklerime benzediği için sevmiyorum ben.
3
Her sevme, sevgiye hizmetçilik etmez, bazı sevmeler ona efendilik taslar.

Kali Rind

AY // an

güzellik tapınağının önündeydim; beni sürekli ara yazıyordu; beşbin yıl öncesinden kalan güzel yoktu, bin yıl öncesinden, hatta yüz yıl öncesinden; // ay güzeldir; öyle değil; gerçekten güzeldir; ancak onu sürekli aradığın; ancak onu sürekli bulduğun zaman gerçekten güzeldir;;;

.)(.

Ar // ka

cennette ademle havvanın bedeni değil ruhu vardı ve elmanın ruhu vardı.,
ve yılanın ve tanrının ruhu vardı., ., .,


(.(.(

İnsanın Acısını İnsan Alır // Şükrü Erbaş

SEVMEK İNSANIN EN BÜYÜK ACISIDIR
Sevmek, bizim kendimize ve dünyaya karşı giriştiğimiz hırsızlığa, kendi gücümüzle karşı çıktığımız biricik haklılığımızdır. Alacakaranlığın ufalaya ufalaya sildiği bir adamı tutup ellerinden, başına ay ışığından bir hale geçirmektir, kaybolmadan sabaha çıksın diye. Sevmek, özünde varolan büyük bağlanmaya karşın, insanı günlük ilişkilerin kişiliksizleştirdiği tutsaklıktan kurtaran en büyük özgürlüktür. İnsanı yalnızlığın hazinelerine götüren bir arınmadır sevmek. Yalanın kirlettiği bir yüreği yağmur sularıyla yıkamak, sonra da içtenliğin rûzgarıyla durulayıp iğde kokularına sarmaktır. Işıkları kesilmiş odalarda kirpiklerden ve parmaklardan mumlar yakıp, derin bir hazla ışıyan güzelliğini seyretmektir insanın. Bunca aşağılanmaya karşı insanın onurunu kutsamak, gövdesini yüceltmektir.
Evlere karşı sokakların, sokaklara karşı evlerin biricik zaferidir. Zorun, kanıksamanın ve alışkanlığın insan ruhunda açtığı yıkıma karşı, en ince, en güçlü, her zaman yeni, direnme duygusudur. Akıl ona bir olanak sağlıyorsa bir işe yarıyordur, güzeldir, değerlidir. Sevmek, yaşamın bizi sürüklediği uçurumun kıyısında tutunduğumuz o incecik gelincik sapı; ölümle dirim arasındaki baş dönmesidir. Üstümüze yürüyen duyarsızlığın o siyah ordusuna karşı yürek çarpıntılarında oluşturduğumuz ışıklı bir korunaktır. Sevmek, bizi onaran, acısından bile haz aldığımız belki de tek incinme; bütün hüznü, iyimserliği ve ikircimine karşın, sesimizin en duru aktığı yataktır.
Önünde durduğumuz kapıların zembereği; saatlerin mutluluk ayarı aldığı boylamdır ömrümüzün. Sevmek barışın kişiye özel adıdır. Kalabalığa karşı bireyin özgeliği; kalabalığa kişilik veren biricik olanaktır. Bütün dillerin ortak şarkısı, bütün şarkıların sustuğu yerdir. Taşa ses veren duygusu insanın; en kolay bağışlanacak kusuru; ölümün eşiğinde bile çırpınan ıslığıdır. Dört mevsimin biricik paydasıdır sevmek, yazı, ayazı aynı içtenlikle güzelleştirir. Bir gelecek düşüdür bütün ufuklardan el eden. Göklerin genişliğini, denizlerin derinliğini, dağların doruğunu büyük bir ustalıkla gözlerimize ve göğüs kafesimize yerleştiriverir. İkide bir camlarına düştüğümüz bizi bize en güzel gösteren hayal aynamızdır.
Yine de insanın kendine en büyük ihanetidir sevmek. Sığlığın kolaylığından derinliğin baş dönmesine geçmek bir zorlu yürek türküsüdür, içindeki binlerce gözü susturmayı gerektiren. İstemekle yapmak arasındaki o ince çizgi, binlerce yılın günah burgaçlarıyla bir uçuruma dönüşür. Dünya karşı tarafta, biz bu tarafta kalmışızdır. Bir iki cılız sesten başka bir şey yoktur sesimizi karşılayan. Giderek bencilliğimizden söz etmeye, sevgimizden utanmaya, kendimizi aşağılamaya başlarız. Bu uçuruma verebileceğimiz kurban, içimizde yeni yeni kekelemeye başlayan sevincimizdir. Rûzgar usul usul kesilir. Gündüzler yatışmıştır. Gece o eski gecedir artık. Tanrılar kazanmıştır. Mutsuzluğumuza karşı ayaklanan çoğunluk geri çekilmiş, kimse mutsuzluğumuzla ilgilenmez olmuştur. Herkes içine gömdüğü yaralı bir hayvanla iyileşmeye çalışmakta, dünyayı düzene koymaya devam etmektedir.
Sevmek, insanın en büyük acısıdır.


Şükrü ERBAŞ ‘İnsanın Acısını İnsan Alır’ adlı kitabından.

Ateş // Oruç Aruoba

Ateş,
yakabileceği her şeyi
yakana dek
yanar-
ancak o zaman
söner...

12 Ekim 2012 Cuma

Zalim İnsan // Krishnamurti

İnsan neden zalim oldu?

Yalnızca insan evrenin düzenini bozar. İnsan, acımasız ve son derece şiddet yüklüdür. Nerede olursa olsun kendisinde ve dünyada; sefalete ve karışıklığa neden olur. Yakıp yıkar, yok eder, şefkati yoktur. Kendi içinde düzeni yoktur, dokunduğu şey kirlenir ve karmaşıklaşır... İktidara, hileye dayanan, kişisel ve milliyetçi, grupları birbirine düşüren, çetelere özgü bir politikası vardır. Ekonomisi sınırlıdır, dolayısıyla evrensel değildir. Toplumu özgür de olsa, zulüm altında da olsa ahlaksızdır. İnanmasına, tapınmasına ve bitmek tükenmek bilmeyen anlamsız ritüeller gerçekleştirmesine rağmen dindar değildir.


Neden böylesine zalim, sorumsuz ve bütünüyle ben merkezli bir hale gelmiştir? Neden? Bunun yüzlerce açıklaması vardır, kitaplardan ve hayvanlar üzerinde yapılan deneylerden elde edilen bilgilerle kurnazca açıklama yapanlar, beşeri kedere, tutkuya, gurura ve ihtirasa kapılırlar. Tanım tanımlanan değildir; söz şey değildir.
Dış nedenler aradığı için mi, çevre insanı biçimlendirdiği için mi, dış dünyada yaşadığı değişimlerin kendi içindeki insanı dönüştüreceğini umduğu için mi? Duygularına bağımlı olduğu, anlık gereksinimlerine yenik düştüğü için mi? Bütünüyle düşünce ve bilgi aktarımı içinde yaşadığı için mi? Yoksa çok romantik, duygusal olduğu için mi idealleri, düşleri, büyüklenmeleri söz konusu olduğunda bu derece zalimleşebilir? Birileri ona sürekli önderlik ettiği için, kendisi bir takipçi olduğu için mi yoksa bir lidere, bir guruya dönüştüğü için mi?

*Jiddu Krishnamurti*

Meta // Rilke

"Seni buluyorum tüm bu nesnelerde, iyiyim onlara karşı" 
  
"Rilke"

Demli Soru // Fergun Özelli

... 

sorular… sorular…
sonra beyaz peynir, anason tadı ve tütün kokusu
ah! pervaneyim hiçliğimde gecelerdir

- ey! gövdesini fesheden günahkâr, söyle!
yeryüzüne seçenek sunmadan,
gökyüzüne kim rahatça inebilir?


Fergun Özelli

Rastlantı // Günaşk Ranca

Rastlantı…

Dün izlediğim bir belgeselde amazon ormanlarındaki yerlilerin mutevazı yaşamlarına dair kesitler vardı. Zehirli çıyanlar tarafından sokulan yerliler o tropikal ama muazzam acıyı bastırsın diye ellerini kaynar suya sokuyorlardı. Ahh bütün sular soğuk!

Edi // Büdü

Ve bazıları,
Yokken bile vardır. Fazlasıyla...

Edip Cansever

Kut 32. (Dipnot Dibi/Özgür Eyleme) // Oruç Aruoba

Neden özgür? Zerdüşt'e ne bundan! Gözlerin apaçık söylemeli bana: Ne'ye özgür? 
// W. F. N.
-- --
Oysa, beni eylemeye zorlayan, ama direndiğim; beni eylememeye zorlayan, ama zorlayarak aştığım, birşey(ler) varsa, koşullarımdan da kendimden de bağımsız olabilirim - o birşey(ler)e karşın da, 'istem'ime aykırı gelse de, 'yapmam gereken' eylemde bulunabilir; 'koşullar'ımın gerektirdiğine uygun olsa da, 'istemediğim'den kaçınabilirim. Bunları yapabilmemi sağlayan da, temel bir anlam olduğunu gördüğüm, birşey, olabilir: bir, kut...
// Oruç Aruoba 

11 Ekim 2012 Perşembe

Tekrar // Sinan Dülger

(TEKRAR)
Bilinçaltılı ganyan
Kaçıncı koşu?
Hangi ayak, ne ayak?
Kazansandabirkaybetsendebirkasıkbiti !
Yarışmıyorum ulan !
Kulvarım ayrı, kaderim ayrı.
Yürür giderim kıyı kıyı
Bağırmadan; YÜRRÜ BE !
Hişşşt, çocuk uyuyo!
Bilinçaltında.

En Lime // ke

sevgi., lime., lime., etme., beni.,
sen yeryüzüne çekiyorsun., ben gökyüzüne seni.,
ben evet dedim., sen de desene.,


tüm meselem., bütün meselem sen olabilirsin.,
sen de dünya kadar acıtıyorsun beni.,
ve seni dünya kadar seviyorum.,
bi dünya.,.,

lime lime (ing.) etme., 
sen.,
kireç kireç.,

lime (ing.) lime (ing.) ol., 
sa.,
ıhlamur ol., misket limonu ol., 
sa.,
bach ezanı okunuyor.,
sun., ., 

05:50

Misti // ka

tehlike ve belirsizlik mi,,,  
zekanın özü budur,,, hayatın özü budur,,, 
ve hayat riske girer,,,
ve tehlikeyi göze alır,,,
ve,,,

her zaman değil,,, zaman zaman,,, gerektiği zaman,,,

düm zeka düm zek,,,
insanın kaderi,,, oluşu,,, var oluşu,,,
yanıtlarla, varederek, genişleyerek, yaratılarla
evrene katılmak,,,
kozmosa, tanrıya,,,
 
sürüngenle; kuş bakışı, tanrı bakışı tıpatıp aynı embriyodan,,,
bir insan olarak,,,
 
bu bölünme, bu çarpılma, bu sonuç, bu idrak tanrısal,,,
buçuk,,, bumbuçuk tanrı,,, pektanrı, tamtanrı olarak katılmak,,,

sonsuz artı sonsuz sonsuzdur,,,
sonsuz eksi sonsuz sonsuz mudur,,,
 
kokla
bunu,,,
kokusu var;
musikisi de;
aklın ötesi burası işte,,,
bu
mistik,,,

E=E bu aşk,,,
 
E=mc2 bu mistik,,,

http://feelozof.wordpress.com/2012/03/31/misti-ka/

believe // be lived // ke

inanmazsın.,
hiç cin görmemişsindir., ve hiçbir cin çarpmamıştır.,
hiç tanrı görmemişsindir., ve hiçbir tanrı çarpmamıştır.,
seni., sana.,.,

(((çarpma bu., toplama değil.,
   ya da.,
   pek çok toplama.. .))

Fırtına // SiS

Gelecek olan fırtına kabulumdur. // SiS

Zafer // ke

mücadele etmiş olan kaybeden değildir., kaçmış olan kaybedendir.,
bir kaçak mücadele edendir., ., .))

gitmiş olan kaybeden değildir., gidememiş olan da., ., .))

zafer.,
bir zafer.,

kazanmak diye bir şeyin olmadığını kazanırsın.,

işaret., iki zafer., işaret.,
iyiysen., kazanırsın., kaybetmek diye bir şeyin olmadığını da., 
iki iki anlamlı., iyi iki anlamlı., bu ikili bir zafer., ., 

.)(. // .)(:



// // //
ad-ı kod: za19., 
deli işi değil., makamı var., nota bilmiyosan., kulağına sor; danış.,
ben hep diyorum., bırak doğruyu-yanlışı sihirli alemimde., mana, ya, anlama, ya, güzelliğe bak.,
musiki., (bi sike benzeyen bişey)., ya da şiir., yarışması olmayan., irrite etmeyen., şiir.,
Kötü Ruhların Şarabı Şiir.,
yoksa uza., varsa dur., seyret., ., iki tane sa var., şu an ikisi de sen., 
tesellisi var., var sonra.,.,., 

şu an.,
kelimeler yakın., ben uzak.,
kelimeler yakın., sen uzak.,
yakındaki çekiyor., uzaktaki çekmezse., çekemezse.,
bu iyi., bu iki anlamlı., iyi iki anlamlı.,
bırakmıyor., sun., beni..

10 Ekim 2012 Çarşamba

M4 Atlısı // ke

mühimmat., mevzuat., marmelat., vukuat.,
mahşerin dört atlısı bu blogda.,.,
atla., sana.,
//
sana poni alam / almam gerek.,
eşim olursan., poseidon ve nike.,
//
bir tanrı ya da tanrıçayı arıyorum.,
işitmedim sanki.,
kelimelerin tanrı/ça/sı hangisi.,
eros olmalı.,
tek cinsiyetsiz olan o.,
ve en sessizi.,
bir okla uzaktan görür işini.,

Eros!
Tanrıların tek çocuğu!

sesin eni, sessizin eninde.,
sesin boyu, sessizin boyunda.,

her şeyin anası olan geceyle.,
her şeyin babası olan kaos bunu bilir.,.,

ke--sen--
kes--en--
k--es--en--

300 gr Makas // ke

 

--- --- --- --- ice / / /
--- --- ---
uranus / / /
_________________________________________________________________________



pre///

Genç Prensesin eski kankası makasa aldı bi gün beni, değişiğim ben biraz, fazla da bi özel değil, az da değil: yıllar geçti hayatımda, duymam gerekenleri duydum, görmem gerekenleri gördüm.,

ama duydum., ama gördüm.,

duymaman gerekebilir bazen., bunu bile duydum.,
görmemen gerekebilir bazen, bunu bile gördüm.,

kankası zeki, genç bir hatun., bir de biraz kafayı çalıştırsa., dik açıdan bakmasa., 
şımarmasa falan., 
deli gibisin dedi, elli tane kelimeyi çevirip duruyorsun., 
bir bunu dedi.,
kestim.,
kesmedi ruhumu maymun ediyor yazdıkların dedi., daha fenasını dedi de., ben o fenalığı ona yakıştırsam, malsın sen diyicem.,
onun yerine sessizce mel misin dedim., ses verdim: adım atma, hamle etme bana.,
kes irtibatı., zekiydi., kesti.,
--- --- ---

antre///

(not copy-paste., but cut/paste)))
kestiğim yeri buraya yapıştırayım., bundan güzel iltifat olur mu bir yazara.,
elli tane kelime kaleminde dolanıyor., 
bir tanesine kırk yıl köle olur bir yazar.,
bir kelime o kadar efendi olur.,
falan filan.,.,
fal.
fil.
--- --- ---

mantre///

insanın kendini yazmasının bir ifade tarzını keşfetti "post"., ilgilerini kelime kelime yazmak., içli dışa., dönmek., dökmek., ve savurmak., çarpsın diye.,
--- --- ---

post///

start., bal., kül., gül., lale., ay., 

allah., t., pe., potansiyel enerji., ke., kinetik enerji., 
ka., imza., kanat., kuş., 

kuşlar., uçmak., uca uçmak., ucuna kadar uçmak., dek., kadar.,

vivaldi., dört mevsim., yaz., sonbahar., beş mevsim., kış., ilkbahar., 

bahar., nisan., yağmur., şemsiye., güneş., şems., şemsiye.,

gölge., etme., başka., ihsan., eylemem., bu benim eylemem.,.,

Mansur, Konak., Kafka, Şato, Dava., 
Davalar., Savunma., Kendini Savunma.,
hep kendini savunma!
Suç ve Ceza., Ama Karamazov Kardeşler., Ama Dostoyevski.,

Chopen.,
musiki., makam., bad-ı allegro.,  Yeni Türkü.,
Plastikman., 

Pink., Purple., renkleri severim., Zeppelin., uçmayı severim.,
Pills., Electrocaine., elektroniği severim., Ecstasy., vecdi severim., 
King Major., King severim., Major severim.,
Chemical Brothers., kimyayı severim., kardeşliği severim.,  
bir şeyi ya sevmem., ya yarım severim., ya tam severim.,

gün gördüm / günler gördüm / seni gördüm / şad oldum.,

şad neyse., onu severim.,

yonca., dört yapraklı yonca., kauçuk., 
ka/uçuk.,
cam güzeli., şeytan tüyü., ısırgan., otu., 
esrar.,., ot.,., beng., ü., bade., 


şarap.,
o yeni yetme delikanlı.,
alırsa başını.,
seni yokeder., 

göç yolları., göç kuşları., yerler onların., yollar onların., 
ve kuşlar., kumru ve atmaca., saka melezi., öten., tanrı gibi öten bir kuş.,
anka kuşu., simurg anka., irlandanın aynı anda iki yerde olan sihirli kuşu.,
irlanda., ira.,., 



kahve., tohum., sancı., filiz., yeşil., deli yeşil., Karadeniz., 
Rumtus Pontus., Trabzon., Kaptanın Köşkü., 
Zafanos., Köy.,
Çilek., Hanefta., Dağ Çileği.,
Fındık., Taze Fındık., Kurnaz Fındık., Ganzelis., Kuznaz Avı., Bıldırcın Avı., Sis.,

inek ve süt.,
süt emeği., yağ., tereyağı., halis mulis tereyağı.,.,

tarçın., süt ve tarçın., 
sütlaç., gibi., meme., gül., gibi., meme.,
öpmek., 
dudak dudak.,
öpücükten insan yapmak.,

sessiz:: tebessüm., 
ses:: kahkaha.,
maşuk sessiz de.,
sessiz harf kadar sessiz., de.,
fg., yumuşak vs.,

karanlık., korku., 
bir köpekle korkmazsın.,
bir köpekten korkarsın.,

kara., kedikara., 
bakışsız bir kedikara., ece ayhan.,.,
ne kara., asil kara., zor kara., 
ankara., şehri kara.,

bir bukalemun gördüm simsiyahtı.,
cioran.,
bir saplantının içyüzü.,
çürümenin kitabı.,

Kitab-ı Mukaddes., 
kutsal kitap.,
kitap.,

Yakın // Siddharta // Zorba // Gülün Adı.,

Gül ki adıyla vardır., 
İlhan Berk., 

Ahmet Telli., Can Yücel., Edip Cansever., 

Üvercinka İstanbulu dinliyor gözleri kapalı.,
yirmisinde dinledim ben de., 

-- --
kırkında tarih bilirim.,
tarihte
istanbulu fetheden insanlar mı yaşadı.,
yoksa
istanbulun fethettiği insanlar mı yaşadı.,
muhtemelen ikisi de.,
orada bol insan yaşadı.,.,
bol bol insan yaşadı., bol bol insan öldü.,
taşı yaşadı., toprağı öldü.,., 
-- --

şairi şiir yutuyor., şiiri şair yutuyor.,
şiiri şiir, şiir şiiri yutuyor.,
şiir yutuyor şair.,


bukovski., 
bazıları hiç delirmez
ne kadar kötü bir hayatları vardır kimbilir.,.,


bir yara gibi gelirdi hiçlik sana
onu serinlettin dünya ile.,.,.,
rilke.,

dance me to the end of love., cohen., leonard cohen.,

bir çığın içine adım attım / bütün ruhumu kapladı / leonard cohen.,

şair bir filozoftur.,
filozof bir şairdir.,

Kül ki adıyla vardır.,.,.,
Şah Mansur., 

Ol.,
Şems.,
Kül.,
Celaleddin Rumi.,

Bilge Karasu., Oruç Aruoba.,

Gece.,

Her Gece.,
gece gece.,
Gece 'gece gece'dir, uyarır ama söz dinlemez., 

Her Yakının içinde
arayana bir Kut., sal.,

68.
Kut, sen
sin
dir--

kitap., 
kutsal kitap.,
Kitab-ı Mukaddes.,

Bilmem deme bilirsin., 
Yazılanı sussan da., 
yazılmayana., bu benim kitabımda yazmaz dersin.,
derim., demem., de., me., bana., beni.,.,
:. :. :.

la ilahe illallah.,
allah., yine., ve., 
sen teksin ve sen bütünsün.,
ve.,
tanrılar sofrası.,
da.,
şölen ve gazap.,
üzüm ve nar., ., 
ateş., tanrıda da var., şeytanda da.,
athena., apollon., poseidon., artemis., nike., hades., hestia., demeter., 
kronos., ., zeus., .,
ve sezar., ve kleopatra.,
ve tevrat., ve kerim.,
musa., isa., muhammed., mustafa.,

kıble., kibele., ., .,

Lotus çiçeği varoluşun en mucizevî olaylarından biridir. Bu yüzden Doğu’da ruhsal dönüşümün sembolü haline gelmiştir. Buda bir lotus çiçeği üzerinde oturmuştur, Vişnu lotus çiçeği üzerinde durur. Neden lotus? Çünkü lotus çiçeğinin çok önemli bir sembolik anlamı vardır: Pis çamurun içinde büyür. Bu bir dönüşüm sembolü, bir metamorfozdur. Çamur pistir, belki de kokuyordur ama lotusun kendi kokusu vardır ki lotus çamurun pis kokusundan beslenmiştir., ., .,

osho., .,



:. :. :.
cogito ergo sum.,

düşünüyorum o halde:

kant., spinoza.,

schopenhauer.,
yazgı kartları dağıtır., biz de oynarız.,

amor fati.,
yazgın aşk., yazgına aşık olmak.,
nietzsche.,

deleuze., insanın doğası yoktur.,
içegöçen., baudrillard.,

:. :. :.



ford., fordizm., seri., üretim., post fordizm., post., i post., the post.,
sıkı., esnek., çok sıkı., çok esnek.,

ferrari., bmw., volvo., mini cooper., üstü şavrole., altı tosbağa., altı tavşan., ve bir şapka., 
takarsın ya da takmazsın.,., 
nike., adidas., kutu., kutusu olan şeyler var., 
bir oda:: bir ev:: çok insanın., ku., tu., su., bu.,
çok., insanım., var.,
yok.,
ne var ne yok.,.,

minimum., optimum., maksimum.,
bilimum.,
bir damla ateş.,
bir damla mum.,

daha nasıl.,

hayat., savaş ve barış.,
size okuduğum en güzel kitabı söyleyeyim: annem., tolstoy.,

daha daha nasıl.,

çok.,.,.,

bok., püsür.,
kan ve gübre.,
toprak., finish.,

bu kadar açığım sana., benden 300 gr makas alabilirsin., 
sana açığım., bu kadar..

Kuts // ka // âl // e // al

 
., ., .,

okla yayı metafizik kutsadı.,

fizik de kutsadı.,


ve fiziğin kutsadığı her şeyi metafizik kutsar.,.,

Xöyle Böyle // ke

sorumluluk., xöyle.,
insanlık insana şunu der: cebimden istediğin kadar alabilirsin.

.: .: .:

ustanı dil kılsan., kelimelerle cümleler.,
mühimdir çok.,

bir anlamı vardır.,

bazen bir hikayesi bile.,
o hikayeyi insanlık anlatır.,

böyle. böyle:
insanlıktan nasibini almak denir.,
ve insanlıktan nasibini alamamış denir.,

.: .: .: