16 Mart 2013 Cumartesi

Seni Çağırdım // Sinem Sal

Seni Çağırdım

yoktur başka hiçbir şeyimiz şimdi bu arada kalmışlıktan başka
ve idrak yeteneğimizi yitirdiğimiz gün çok yol alacağız
o çok inandığınız tanrı aramla dünyaya bir yanan köprü koydu
ve vaziyet budur şimdi, karşıya geçmek için de gelişmedi adalet yeterince
bazen elimizde kalan sadece budur ve anlamak gerekir bundan
tükendiğini her şeyin, ısrarla istemek verilmeyeni bazen daha kötüsünü getirir
çarpışması iki şeyin birbiriyle iç dengelerini kaybettirir
ama ben çok inandım buna, bedenin kendi yol haritası var
ve üstelik bir yere varamaz insan ayaklarıyla alınca yol
sabır taşa emanet, çatlamayı da bilmeli insan.

fırtına-geçti-saçılanlar-kendimden

her şeyin sonunda sana bu boşluk kaldı ve doldurmaya niyetli kalbin
bir olmayanla, tümünü anlamaya çalışarak üstelik
ve asarak dişlediğin elmaları ağaca, tufanından medet umduğun gemiden
salınan hayvanlar üstüne varırken çok, sığınacak yer aramışsın yine
ama sen hiç alışamamışsın insan türüne, ve aitmiş gibi gezinirken
kalbinle çokça inandığın bir dünya meselesine kaptırırken ömrünü
zamanı bir tür dişli makine içinde ezdirdiğini ve başından aşağı döküldüğünü
anlamamışsın, üstelik kaçmaya çalışırken arkandan gelen bu sarsıntıyı
ayak tabanlarında hissetmişsin ve saati geride bırakamayan tahta kuşları
alıp beslemeye kalkışmışsın avuçlarında, ki götürmeye yaramamış kanatları seni
her şeyi bilirsin; ama bunu kaçırmışsın
odalarda, metrolarda, kitaplarda, banklarda
hep onu aramışsın.

boynumu-sardın-sadece-ve-ben-yokum

sonsuz bir kasırgadır ruhun ve dinmesini beklemek kendisinden
varlığına son vermektir, üfleyerek bileklerinden havalandırdığın toz
kaybolmaz ama yer değiştirir, sevdiklerin gibi uçuşurken gözünden
ve ayrılırken biraz daha vahşet gerek, çünkü hiçbir şey iyi hatırlanmak istemez
bu yollarda duralım, ayaklarımızın bizi götüreceği daha iyi bir yer yok
içimde kristalleşen bu esrar bir şeyi aydınlatmıyor
artık yalnızca Satürn’ün halkasında koşan atlarıma inanıyorum.

sizin-hiç-görmediğiniz-saksı-durup-önümde-parçalanıyor

leşleri kemiren bir hayvandan öteye geçemedik yeryüzünde
yaşamamız için öldürmemiz gerektiği gerçeğine bizi inandıran kimse
arkamı dönüp kendisine, olanca gücümle kaçarken, tanıma fırsatını vermedim
kendime bir yaban hayvanını ve dişlerini sırtımda hissedene kadar
bedeninin hükmüne inanmamıştım.

o da doğru ya
sahipsiz ölüleri
toplu gömerler.

uzaklardan çağrıldım, bir sorunum var dünyaya alışmak gibi
ve bu siyah kapıyı olanca gücümle ittiğimde
karşımda olacaksın.
Sinem Sal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ula sen yormazsın şimdi kendini., yor/ula.. .).)